Internet Store and Ecommerce Solution Provider - Free Web Site - Free Web Space and Site Hosting - Web Hosting - High Speed Internet
Search the Web

 

   
 

 

   

KİSTLER VE TÜMÖRLER

Prof. Dr. Metin Özpoyraz

KİSTLER

EPİDERMAL KİST

Saçlı deride veya skrotumda yerleşen gergin, sarımsı renkte kistik lezyonlardır. Büyüklük,  bezelyeden, yumurtaya  dek değişebilir. Zamanla büyüme gösterebilir ve yeni lezyonlar ortaya çıkabilir. Komplikasyon kistlerin enfekte olmasıdır. Tedavide, kistin kapsülü ile birlikte çıkarılması uygundur.  

MİLYUM

Yüzeyel, inci tanesi şeklinde kendini belli eden lezyonlardır. Yeni doğanda yüzde, erişkinde göz çevresi ve genitalde yerleşebilir. Skatris veya yara iyileşmesi alanlarında da görülebilir. Milyumların tedavisi ince uçlu bir küret ile boşaltılarak gerçekleştirilir.  

KİST SEBASE

Sıkıldığında orifisinden sarımsı-beyaz renkte materyal gelen, zaman zaman enfekte olabilen kistlerdir. Çoğu kez akne lezyonları ile birlikte görülürler. Tedavi cerrahidir.  

DERMOİD KİST (Pilonidal sinüs)

Disembriyoplazik kalıntılara bağlı gelişen lezyonlardır. En sık görülen formu sakro-koksiks bölgede gelişen pilonidal sinüstür. Yavaş gelişim gösterir. Genellikle enfekte olur. Yeterli genişlikte cerrahi eksizyon yapılmalıdır.  

BENİGN TÜMÖRLER  

SEBOREİK KERATOZ

Verruka seboreika olarak da adlandırılan bu tablonun viral etyolojisi olan verrukalarla ilgisi yoktur. Genellikle gövdenin kapalı bölgelerinde yerleşir, fakat saçlı deride ve yüzde de görülebilir. Keskin sınırlı, önceleri düz, daha sonra verrüköz, kahverengi lezyonlar oluşturur. Keratinosit kitlelerinin birikimi neticesi, epitelyal kriptler, komedon benzeri lezyonlar, yumuşak ve yağlı bir görünüm ortaya çıkar. İnflamasyon yoktur. Melanoakantoma aşırı pigment içeren tipidir, pigmente nevüsler veya malign melanoma ile karışabilir. Prognozu benign seyreden bu lezyonlarda malign transformasyon yoktur. Tedavide elektrocerrahi ve küretaj, shave eksizyon, likid nitrojenle kriyoterapi, soliter lezyonlarda eksizyon önerilebilir.  

TRİKOEPİTELYOMA

Hamartom özelliği taşıyan bu tablo küçük, sert, saydam, sarımsı renkte papül ve nodüllerle karakterizedir. Genellikle yüzde nazolabial sulkusta, göz kenarlarında yerleşen multipl lezyonlar gözlenir. Genetik geçiş söz konusudur. Tedavi güçtür ve nüksler gözlenir. Dermabrazyon ve lazerabrazyon en geçerli tedavi seçenekleridir.

SYRİNGOMA

Ekrin ter bezi orijinli olan bu iyi huylu tümör, kadınlarda daha sıktır. Deri renginde, 1-5 mm. Büyüklüğündeki çok sayıda lezyonlar periorbital bölgede veya dissemine olarak tüm gövdede yerleşirler. Histopatolojik olarak dermiste kolloid ile dolu kistik lezyonlar saptanır. Maligniteye dönüşüm yoktur. Tedavide özellikle elektrokoagülasyon etkilidir.  

KERATOAKANTOMA

Hızlı gelişen, kıl follikülünden kaynaklanan, histopatolojik olarak skuamöz hücreli karsinoma ile karışabilen ve kendiliğinden gerileme özelliği olan bir tümördür. Tek, multiple olabilir ve genellikle güneş gören bölgelerde yer alır. Normal deri üzerinde yer alan kubbe biçiminde bir papül ve ortadaki umblike bölgeyi dolduran keratin materyal tipik lezyonu oluşturur. Histopatolojik olarak anlamlı bir sonuç için tüm zonları içeren bir biopsi alınmalıdır. Kendiliğinden gerilediğinde oluşan skar dokusu kozmetik olarak hoş olmayacağından, eksizyon, likid nitrojenle kriyoterapi, elektrocerrahi uygulamalarından biri ile tedavi edilmelidir.  

FİBROMA

Sert kıvamlı, ağrısız, sarımtırak renkte gövdenin her yerinde gelişebilen küçük benign tümöral lezyonlardır. Bazen dev fibromlar da görülebilir. Mukozalarda da görülebilir. Bazı sendromlara yaygın lezyonlarla eşlik edebilir. Skin tag veya soft fibrom denilen cinsi ise genellikle deri kıvrımlarının yoğun olduğu yerlerde saplı, küçük lezyonlarla kendini belli eder. Bunların ayırıcı tanısında dermal nevositik nevüsler gözönünde bulundurulmalıdır. Eksizyon, elektrocerrahi, kriyoterapi tedavi seçenekleridir.  

DERMATOFİBROMA (Histiyositoma)

Genellikle ekstremitelerde yerleşen iyi huylu bağ dokusu tümörleridir. Tek veya çok sayıda birkaç mm. büyüklüğünde deri renginde veya kahverengi, palpasyonla sert, nodüler oluşumlardır. Prognoz iyidir. Tedavide total eksizyon önerilir.  

KELOİD

Travma neticesi gerilim gören deri bölgelerinde, gerilim yönlerine doğru uzantılar yapacak şekilde görülen, sert pembe, beyaz renkli tümöral oluşumlardır. En çok yerleştiği alanlar sternum üzeri, boyun, mandibula üzeri, kulak kepçeleri, aksilla ve ekstremitelerdir. Oluşumunda genetik predispozisyon önemlidir. Tedavide konvansiyonel cerrahi girişimlerden sakınılmalıdır. İntralezyonel dilüe triamcinolon acetonide enjeksiyonları ve likid nitrojenle kriyoterapi kombinasyonu en fazla tercih ettiğimiz tedavi yöntemidir.  

LİPOM

Üstü normal deri ile örtülü, çok değişik büyüklüklerde elastik kıvamlı, ağrısız tümöral lezyonlardır. Zamanla büyüme gösterebilirler. Maligniteye dönüşüm çok nadirdir. Histopatolojik olarak ince bir kapsülle çevrili yağ lobülleri görülür. Tedavi cerrahidir.  

HEMANJİOMALAR

Vasküler yapıları, konjenital olarak, deri seviyesinden kabarık, lobule tümörler oluştururlarsa buna hemanjioma simpleks veya kapiller hemanjiom adı verilir. Kapiller hemanjioma kendiliğinden gerileme özelliğine sahiptir ve bu özellik olguların % 70’inde gerçekleşir. Bu nedenle vital fonksiyonlara engel olmayanların tedavileri için belirli bir yaşa kadar (5-7 yaş) beklemek uygun olur. Bazen lezyonlar subkutiste, hatta daha derin dokuları ilgilendirecek şekilde gelişim gösterir ki bunlara kavernöz hemanjioma adı verilir. Kanama, nekroz, büyük kavernöz hemanjiomlarda trombositopeni ve dissemine intravasküler koagülasyon komplikasyonların başlıcalarıdır. Tedavi güçtür. Özellikle argon lazer başarılıdır. Hemanjioma vital fonksiyonları engellemiyorsa ve komplikasyonu yoksa, kendiliğinden gerilemesi beklenilmeli, gerilemiyorsa tedavi planlanmalıdır.  

SENİL ANJİOMA

İlerleyen yaş ile birlikte ortaya çıkan bu lezyonlar gövdede yer alan, koyu kırmızı, 1-6 mm. büyüklüğünde hemanjiomatöz oluşumlardır. Çok iyi huylu olan bu lezyonların tedavisinde kriyoterapi, elektrocerrahi uygulamaları endikedir.  

GRANÜLOMA PYOJENİKUM

Botryomycoma olarak da adlandırılan bu benign damar orijinli tümör derinin herhangi bir yerinde yumuşak, orta sertlikte deriye genellikle bir sapla bitişik tümörlerdir. Aslı akkiz bir kapiller hemanjiomadır. Epidermis sapın bulunduğu bölgenin hemen çevresini bir taç görünümünde sarar. Hızlı gelişim gösterir, değişen büyüklüklerde olabilir. Semptom kolayca kanamasıdır. Ayırıcı tanıda amelanotik melanoma, tromboze hemanjiomalar gözönünde bulundurulmalıdır. Tedavide likid nitrojenle kriyoterapi, elektrocerrahi uygulamaları, cerrahi eksizyon kullanılabilir. Yineleme özelliği vardır.  

LENFANJİOMALAR

Gelişim olarak hemanjiomalara benzeyen bu lezyonlar doğumda veya hayatın erken dönemlerinde tesbit edilir. Dil, müköz membranlar da dahil olmak üzere gövdenin her yerinde görülebilir. Deride herpetiform dağılımlı psödoveziküler bir görünüm mevcuttur. Lenfohemanjioma adı verilen hemanjiomalarla mikst lezyonlar da görülebilir. Tedavide cerrahi yöntem önerilir. Kriyoterapi süperfisial lezyonlarda etkilidir.

PREKANSERÖZ HASTALIKLAR

Bu başlık altında basit skatrislerden, benign tümörlere kadar uzanan spektrumda birçok hastalık bulunmaktadır. Prekanseröz tanımlaması klinik tablolara karşılıktır. Klasik bir histopatolojik karşılığı yoktur. Bu hastalıklar üzerinde genellikle skuamöz hücreli kanser gelişir.  

AKTİNİK KERATOZ

Solar, senil keratoz adları ile de bilinen bu tabloda lezyonlar güneş gören vücut bölgelerinde gelişirler. Açık ten rengi önemli bir predispoze faktördür. Yine  mesleğini güneş altında yapıyor olmak (çiftçi, denizci vb.) aktinik keratoz oluşumuna zemin hazırlar. Bronz tenin moda olması ve yaşam şekillerinin değişmesi nedeniyle son yıllarda genç popülasyonda daha sık görülmeye başlamıştır. Ultraviyole epidermal keratinositlerin genetik materyalini etkiler ve atipik hücreler ortaya çıkar. Klinik görünüm olarak yüzde, alında, burun sırtında, kulak kepçelerinin konkav yüzünde eritematöz, keratotik, pigmente, keskin sınırlı genellikle çok sayıda lezyonlar gözlenir. Uzun yıllar hatta dekadlar sonrasında malign transformasyon gözlenebilir. İnfiltrasyon, kalınlaşma ve ülserasyon görülmesi malign dönüşüm açısından önemli klinik kriterlerdir. Tedavide cerrahi eksizyon, likid nitrojenle kriyoterapi, elektrocerrahi uygulamaları önerilir. 5FU içeren ve EFUDIXâ adı verilen bir krem halen kullanılmakta ise de irritan etkileri nedeniyle önerilmemektedir. Tedavi sonrası 15 ve yukarı koruma faktörlü güneşten koruyucular mutlaka önerilmelidir.  

AKTİNİK KEİLİTİS

Alt dudakta ultraviyole etkisi nedeni ile gelişen bu lezyon, alt dudağın pigmenter koruması olmaması nedeni ile ortaya çıkar. Akut dönemde vezikülasyon, kronik maruziyette atrofi klinik bulgulardır. Tedavide kriyoterapi, vermilliyonektomi, tedavi sonrası güneşten koruyucu lipstickler önerilir.

KORNU KUTANEUM

Aşırı biçimlerde keratinöz materyal içeren bu lezyon, boynuza benzer bir klinik görünüm sergiler. Çok geniş bir spektrumdaki diğer dermatozların üzerinde gelişir. Skuamöz hücreli karsinoma, Bowen Hastalığı, aktinik keratoz, skar oluşturan dermatozlar (lupus vulgaris, DLE), seboreik keratoz, verrukalar kornu kutaneumun üzerinde gelişebildiği tablolardır. Gelişimi yavaş olan lezyon gövdenin her yerinde gelişebilir. Tedavi cerrahidir.  

BOWEN HASTALIĞI

Psoriazis ve dermatit benzeri plaklar oluşturan kronik inflamatuar bir hastalıktır. Histopatolojik olarak karsinoma in situ yapısı mevcuttur. Hastalığın etyolojisi tartışmalıdır. Kronik arseniğe maruziyet ve ultraviyole etkileri üzerinde durulmaktadır. Gövdenin her yerinde hatta mukozalarda yerleşebilir, klinik görünüm tinea corporis, nümmüler ekzema veya psoriazis plakları ile karıştırılabilir. Tedavide spontan gerileme olmadığı, karsinomaya dönüşebileceği gözönünde bulundurulmalıdır. Elektrocerrahi, likid nitrojenle kriyoterapi, imiquimoid içeren kremler ön plandaki seçeneklerdir.  

LÖKOPLAZİ

Mukozal ve yarımukozal alanlarda yerleşen beyaz renkli plaklar şeklinde klinik görünüm sergileyen bu lezyonlar skuamöz hücreli karsinomaya dönüşebilir. Sigara, pipo içmek, tütün çiğnemek, uygun olmayan diş ve protezler sonucu kronik irritasyon hazırlayıcı faktörlerdir. Anogenital alanda da oluşabilir. Verrüköz plaklar veya nokta şeklinde lezyonlarla karakterizedir. Semptomsuzdur. Ayırıcı tanıda kandida enfeksiyonları, oral liken, sekonder sifiliz, diskoid lupus eritematozusun oral lezyonları, verrukalar gözönünde bulundurulmalıdır. Tedavide normal mukoza sınırlarına dek eksizyonu, karbondioksit lazer, likid nitrojenle kriyoterapi uygun seçeneklerdir. Tedavi sonrası hazırlayıcı faktörler de ortadan kaldırılmalıdır.

ERİTROPLAZİ

Oral mukozada özellikle sigara içenlerde görülen prekanseröz bir hastalıktır. Dilde veya ağız mukozasının herhangi bir yerinde keskin sınırlı, kadifemsi bir plak şeklinde gözlenir. Üzerlerinde yer yer lökoplazi alanları gelişebilir. Tedavi ve yaklaşım lökoplazide olduğu gibi gerçekleştirilmelidir.

QUEYRAT ERİTROPLAZİSİ

Eritroplaziye benzer. Glans penis, vulva ve anüs yerleştiği bölgelerdir.  Histopatolojik olarak karsinoma in situ’dur. Malign transformasyon, yani skuamöz hücreli karsinomaya dönüşüm enderdir. Klinik olarak süperfisiel erode, sızıntılı, üzeri ince granüllü plaklar mevcuttur. Ayırıcı tanıda mukozal bölgelerde ülser ve erozyon yapan hastalıklar, özellikle fiks ilaç erüpsiyonu gözönünde bulundurulmalıdır.  

LENTİGO MALİGNA

Yavaş gelişen bu premalign hastalıkta atipik melanositler epidermiste sınırlı olarak yer alırlar. Beyaz ırkta, kadınlarda ve geç yaşlarda sıktır. Tipik lezyon kenarları girintili, çıkıntılı, açık-koyu kahverengi, siyah renkte heterojen pigment içeren plaklardır. Koyu siyah renge dönüşüm ve lezyonda elevasyon lentigo malign melanoma geliştiğine işarettir. Olguların % 25-30’unda bu gelişim tesbit edilebilir. Tedavide eksizyon ön plandadır. Likid nitrojenle kriyoterapi de uygulanabilir.  

FAKÜLTATİF PREKANSERÖZLER

İyileşmeyen yaralar örneğin bacak ülserleri, fistüller skuamöz hücreli karsinoma gelişimine yol açabilirler. Kronik dejeneratif hastalıklarda da, örneğin yanık skarları, lupus vulgaris, diskoid lupus eritematozus skarları üzerinde de aynı tarz gelişim söz konusu olabilir.  

MALİGN TÜMÖRLER  

BAZAL HÜCRELİ KARSİNOMA

En sık görülen deri tümörlerinden birisidir. Yavaş gelişim gösteren bir tümördür. Yıllar içerisinde ilerleme gösterebilir. Kural olarak metastaz yapmadığı söylenebilir. Metastaz yapmamasının nedeni tümörün çoğalma için bir stromaya gereksinim duymasıdır. Lezyonlar birkaç mm. büyüklüğünde, şeffaf inci tanesine benzer papüller olarak başlarlar ve çoğunun üzerinde telenjiektazi görülür. Lezyon tam olarak ülserleşene dek üzerindeki krut birkaç kez yenilenir. Bazal hücreli kanser kıl kökleri ve yağ bezlerinin fazla olduğu bölgelerde görülür. Anatomik yerleşim olarak güneş ışınlarına fazla maruz kalan bölgelerde yerleşir. Yüzün merkezi kısmı ve boyun en sık yerleştiği bölgelerdir. Klinik olarak 5 ayrı tipte görülür:

Nodülo-ülseratif tip: Deri üzerinde inci tanesine benzeyen bir papül şeklinde başlar. Yüzeyel telenjiektazi ve incelme oluşur. Daha sonra lezyonun merkezi hafifçe çöker ve ülserasyon ortaya çıkar. Lezyonun kenarlarının parlak, keskin sınırlı ve hafifçe kabarık olması karakteristiktir. Tedavi edilmezse çevre ve alttaki dokuları tahrip edebilir.  

Pigmente bazal hücreli karsinoma: Nodülo-ülseratif tipin aşırı pigmentli ve koyu kahverengi renkteki tipine bu ad verilmiştir. Tümör içinde ve çevresinde bol miktarda melanin bulunması buna neden olur.  

Morfea’ya benzer bazal hücreli kanser: En çok yüzde skatrisiyel bir dokuyu andırır şekilde yerleşir. Primer veya iyi tedavi edilmemiş bazal hücreli kanserlere sekonder gelişebilir. Bazen kanser zeminde çok geniş alanlara yayılmış olduğu halde üzerindeki doku normal görünümde olabilir. Bu nedenle tedavide sadece geniş ve total eksizyonu önerilir.  

Süperfisial bazal hücreli kanser: Hafif eritemli bir saha üzerinde değişik çaplarda epidermal atrofi gösteren, kepekli bir lezyon şeklinde ortaya çıkar. Derinlere invaze olmaz, süperfisial yayılım gösterir.  

Fibroepitelyoma: Genellikle sırtta, çok sayıda sesil fibromlara benzer oluşumlardır. Diğer tiplere göre daha nadir görülür.  

Bunların dışında çok sayıda bazal hücreli kanser lezyonlarıyla kendini belli eden otozomal dominant nakledilen nevoid bazal hücreli karsinoma sendromu vardır. Bu tabloya merkezi sinir sistemi bulguları da eklenirse Gorlin sendromu adı verilir.  

Bazal hücreli kanserlerde tedavi yöntemi tümörün tipine, yaygınlığına, anatomik yerleşim yerine göre planlanmalıdır. Cerrahi eksizyon hala en fazla tercih edilen yöntemdir. Elektrocerrahi + küretaj geleneksel, iyi uygulanan ellerde başarılı bir tedavi seçeneği olabilir. Likid nitrojenle uygulanan kriyoterapi kliniğimizde yıllardır uygulanmakta ve yüksek başarı elde edilmektedir. Radyoterapi özellikle genç hastalarda kozmetik yan etkiler nedeniyle fazla tercih edilmemektedir. Moh’s cerrahisi ile büyük lezyonlarda çevre dokuyu koruyarak tümörün tam olarak çıkartılması mümkün olmaktadır fakat deneyimli bir ekip gerektirir. Topikal imiquimoid, retinoidler, interferon zaman zaman kullanılmış, deneysel aşamadaki tercihlerdir.  

SKUAMÖZ HÜCRELİ KANSER

Hem deride, hem de mukozalarda yerleşebilen epidermis orijinli, hücreleri keratin yapmaya eğilimli, yayılma ve metastaz oluşturan gerçek bir karsinomadır. En sık yüz, el, sırt, alt dudak gibi güneş ışınlarına maruz kalarak zedelenen deri bölgelerinde görülür. Lezyonlar yüzeyel, ülsere, sert, verruka benzeri eritematöz infiltre plaklar şeklinde başlar. Birkaç ay içinde, lezyonlar gelişerek derinleşir, ülsere forma dönerler. Erken aşamalarda tümör lokalize, kabarık ve alttaki doku üzerinde serbestçe hareket ettirilebilirken, daha sonra fikse olur. Tümörün gelişmesi hızlı ve tahrip edicidir. Gerek etrafa, gerekse derine doğru kemik ve kartilajı atake ederek gelişir. Skuamöz hücreli kanserlerin, mukoza dışındakilerinin metastazları daha geç ve az gerçekleşir. Tedavide lezyonun yer aldığı anatomik bölge, lezyonun boyutları ve anaplazi derecesi, metastaz yapıp, yapmadığı, hastaya ait özellikler gözönünde bulundurulmalıdır. Primer lezyonun eksizyonu gerçekleştirilmeli, metastaz varlığı araştırılmalı, radyoterapi ve kemoterapi seçenekleri de değerlendirilerek kombine bir tedavi yaklaşımı gerçekleştirilmelidir.  

PAGET HASTALIĞI

Meme bezi dökme kanallarının epidermise invaze olan tümörüdür. Çoğunlukla yaşlı kadınlarda meme başı ve çevresinde keskin sınırlı, ekzema plağına benzer eritemli, sulantılı, krutlu lezyonlar şeklinde ortaya çıkar. Tek taraflı olması kontakt dermatitten ayrımı için önemli bir kriterdir. Geç dönemde meme başı içeri doğru çökmüş biçimde gözlenebilir. Yine memede kitlenin tesbiti ve palpabl rejyonel lenf nodları karsinomanın progresyonu açısından önemlidir. Ekstramammer yerleşim olabileceği ve erkeklerde de gelişebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. En iyi tedavi yöntemi cerrahidir.  

KAPOSİ SARKOMU

Kapiller ve perivasküler endotel hücrelerinin malign proliferasyonu sonucu gelişen bir tümördür. Dört tipi belirlenmiştir. Klasik (sporadik) form, özellikle Afrika’da görülen endemik form, immunosupresiv hastalarda görülen Kaposi sarkomu ve AIDS’li hastalarda görülen endemik form. Başlangıç lezyonu öncelikle alt ekstremitede olmak üzere, ellerde de ortaya çıkabilen kırmızı, mavi-siyah maküllerdir. Bu plakların üzerinde daha sonra nodüler ve tümöral formasyon gelişir. Yanma, batma, kaşıntı gibi subjektif yakınmalar oluşabilir. Visseral tutulum fatal seyredebilir. AIDS ile birlikte görülmesi güncelliğini arttırmıştır. Tedavide küçük ve tek lezyonlar cerrahi olarak çıkarılabilir. Dirençli ve yaygın olgularda radyoterapi ve kombine kemoterapi uygun seçeneklerdir.

 

 
 

Bu site en iyi 1024x768 piksel çözünürlük, IE 5+ tarayıcı ve yüksek renkte izlenir

Tasarım drblood ©2004