SCABİES VE DİĞER
PARAZİTER DERİ HASTALIKLARI
Doç.Dr. Mehmet KARAKAŞ
Ülkemizde hayvani parazitlere bağlı olarak
oluşan deri hastalıklarına oldukça sık
rastlanmaktadır. Bu hastalıklara dermatozoonoz adı
verilmektedir.
Sık görülen paraziter
hastalıklar şunlardır;
-
Uyuz (Scabies-Gale)
-
İnsanlara Geçen
Hayvan Uyuzları
-
Pedikülozis
(Bitlerle Olan Deri Hastalıkları)
-
Arpa Uyuzu
-
Böcek Sokma veya
Isırmaları
-
Miyazis
UYUZ (SCABİES-GALE)
Scabies veya Gale
isimleri de verilen uyuzun etkeni örümcekgiller
sınıfından “Sarcoptes scabiei var humanus” denen
parazittir. Parazit konağa spesifik olup insan vücudu
dışında bir kaç günden fazla yaşayamamaktadır. Dişiler
ve dişilerden daha küçük olan erkekler deri
yüzeyindeki sulkuslar ve çatlaklarda yaşarlar.
Erkekler çiftleşmeden sonra hemen ölürler. Dişi
sarkoptlar ise fertilize olduktan sonra stratum
korneum içinde günde 1-2 mm tünel açarak ilerler ve
yumurtlarlar. 6-8 yumurta yumurtladıktan sonra bir zik
zak yaparak dışarıya bir have deliği açar ve yine
yoluna devam eder. Dişi bir sarkopt stratum korneumda
yaşadığı 2 ay içerisinde 1 cm uzunluğunda tünel kazar
ve genellikle 50-100 kadar yumurta yumurtlar
(yumurtalar 160 mikron boyunda, 90 mikron enindedir).
3-4 gün içinde çatlayan yumurtalardan larvalar çıkar,
çeşitli devrelerden geçerek erkek ve dişi sarkoptlar
oluşur. Bir yumurtanın sarkopt haline gelmesi için en
az 14 gün geçmesi gerekmektedir. Bu süre ortalama 3
hafta kadardır.
Sarkoptlar insandan
insana ancak aynı yatakta yatmak ve cinsel yakınlaşma
gibi yakın temasla geçebilmektedir. İndirekt geçiş çok
ender olmakla birlikte, sarkopt bulaşmış havlu,
çamaşır ve çarşaf gibi eşyalarla da bulaşma mümkündür.
Bulaşmayı takiben genellikle 2-3 haftalık bir
inkübasyon döneminin ardından uyuz için tipik olan
özellikle geceleri artan şiddetli kaşıntı başlar.
Scabies için en karakteristik muayene bulgusu
sarkopt’un stratum korneum içinde açtığı tünelin
dışardan görülmesidir, bunlara “sillon” denir. Daha
çok eller, bilekler ve erkeklerin genital bölgesinde
görülen bu tüneller 1-2 cm uzunluğunda bir takım zik
zaklar gösteren deri yüzeyinden hafif kabarık bir
çizgi şeklinde görülür. Bu yolun üzerinde noktalar
vardır, bunlar sarkoptun yaptığı hava deliklerine
girmiş kirlerdir. Yolun nihayetinde bir vezikül
bulunur, buna “vezikül perle” denir ve sarkopt burada
bulunur. Tünel içinde bulunan sarkoptlar özellikle
geceleri ve sıcakta hareket ederler ve bu sırada
şiddetli bir kaşıntı meydana getirirler. Bu kaşıntının
nedeninin sarkoptun salgıladığı maddeler olabileceği
ileri sürülmektedir. Diğer yönlerden sağlıklı
konaklarda şiddetli kaşıntı nedeniyle lezyonları
ekskoriye edilmesi buradaki sarkoptların ölmesine yol
açar. Bu şekilde konaktaki parazit sayısının artması
engellenmektedir. Erişkinlerde ortalama 10-12 parazit
saptanırken, çocuklarda bu sayı daha fazla olup 20
kadardır. Kaşıntı sonucunda papüler veya veziküler
lezyonlar ekskoriye olarak kanamalara ve kurutlara
neden olur. Sekonder bakteriyel enfeksiyonlar (lenfanjit,
lenfadenitis, sellülitis, ektima gibi) ve ekzematize
plaklar oluşabilir, yani kısaca söylemek gerekirse
scabiesteki lezyonlar polimorfiktir diyebiliriz.
Scabies lezyonları yetişkinlerde; el parmak
aralarında, bilekte, gluteal bölgede, kalçalar ve
dizlerde, ayak bileğinin iç ve dış kısmında daha
belirgin olmak üzere simetrik olarak yerleşim
gösterir. Ayrıca kadınlarda areola mamma, erkeklerde
glans penis ve penis derisi en çok seçtiği bölgedir.
Penisteki gale papülüne “gale şankrı” denir ve bir
erkek hastada scabiesden şüphelenildiğinde genital
bölge mutlaka muayene edilmelidir. Çocuklarda;
lezyonların lokalizasyonu tipik değildir. El iyi, ayak
tabanları, kulaklar ve yüzde lezyon görülebilir.
TANI
Özellikle geceleri
artan kaşıntı, lezyonların polimorf oluşu ve
lokalizasyonu, genellikle aile anamnezinin olması,
sillon ve vezikül perlenin bulunması tanıyı
kolaylaştırır. Lezyonda sarkoptun bulunması en kesin
tanı yöntemidir. Tünel veya vezikülden bistüri ile
yapılan kazıntıdan KOH ile hazırlanan preparat
mikroskopta incelenerek paraziti kendisi veya
yumurtasının görülmesiyle tanı doğrulanır.
AYIRICI TANI
Sifiliz, pedikülozis,
dermatitis herpetiformis, atopik dermatit, papüler
urtiker, generalize neurodermatitis ve insekt bite
düşünülmelidir.
TEDAVİ
Uyuz tedavisi için
çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır. Bunlar;
I) Permethrin %5’lik
deri kremi; banyodan sonra boyundan aşağı tüm vücuda
sürülmeli ve sekiz saat sonra tekrar banyo
yapılmalıdır.
II) Benzyl Benzoate
%10, %25’lik losyon; banyodan sonra boyundan aşağı tüm
vücuda sürülmeli ve iki gün sonra tekrar banyo
yapılmalıdır.
III) Kükürtlü ve
katranlı preparatlar;
Bu preparatlar sıcak
suyla yapılan banyodan sonra boyundan aşağı tüm vücuda
üç gece üst üste sürülmeli ve dördüncü gün tekrar
banyo yapılmalıdır.
Bazı olgularda
tedaviyi takiben kullanılan ilaca bağlı irritasyon
gelişebilmekte ve kaşıntı devam etmektedir. Tedaviyi
takiben şikayetleri devam eden olgular ancak yeniden
parazit saptandığında reenfestasyon olarak
değerlendirilmeli ve yeniden tedavi edilmelidir. Yine
duyarlı olgularda tedavi sonrasında da devam eden
nodüler lezyonlar görülebilmektedir. Postcabien nodül
adı verilen bu lezyonların tedavisinde topikal veya
intralezyonel kortikosteroidler kullanılabilir.
Başarılı bir tedavi
için
-
Sekonder bakteriyel
enfeksiyon var ise sistemik veya topikal
antibiyotikler kullanılmalıdır.
-
Hastanın ailesinde
başka kaşıntılı olup olmadığı araştırılmalı ve var
ise birlikte tedavi edilmelidir.
-
Kesin tanı
konduğunda eşlerden biri hasta olmasa bile portör
olabileceği kabul edilerek beraber tedaviye
alınmalıdır.
-
Çarşaflar ve
çamaşırlar kaynatılmalı, kaynatılamayacak giysiler
kızgın ütü ile ütülenmelidir.
KURUTLU SCABİES
(NORVEÇ UYUZU)
Malnütrisyonlularda,
nörolojik hastalığı veya immün yetmezliği olanlarda
uyuz tipik yerleşim yerlerinin dışında saçlı deri, yüz
gibi bölgeleri de etkileyebilir. Sarımsı kahverengi
renkte, psoriasis benzeri skuamlı, yer yer kurutlu,
fazla kaşıntılı olmayan lezyonlara neden olabilir.
Tırnaklarda şekil ve renk değişikliğine ve palmo-planter
hiperkeratoza neden olabilir. Normal bir uyuzluda
parazit sayısı ortalama 12 kadar iken bu formda
parazit sayısı binlercedir ve çok fazla bulaşıcıdır.
Tedavi;
uyuz tedavisine ek olarak hiperkeratozik lezyonlar
keratolitiklerle tedavi edilmelidir.
İNSANLARA GEÇEN HAYVAN
UYUZLARI
Uyuz evcil ve vahşi
hayvanlarda da görülebilen bir hastalıktır. Çeşitli
hayvanlarda hastalık yapan akarlar morfolojik bakımdan
kısmen farklı iseler de insanda etken olan Sarcoptes
homunise yakındırlar. Genellikle uyuza tutulan
hayvanlarda kıllar dökülür, deride kepeklenme,
kabuklanma ve şiddetli kaşıntılar olduğu görülür.
Hasta hayvanlarla temasta bulunan herkese bulaşan bu
hastalık özellikle hayvan bakıcılarında ve
yetiştiricilerinde daha çok görülür. Atlarda Acarus
equi, köpeklerde Acarus canis, kedilerde Acarus cati,
kuşlarda Dermanyssus avium hastalığın etkenidirler.
Hasta hayvanlarla temastan 1-3 gün sonra hayvanlarla
temas eden bölgelerde şiddetli kaşınan 1-3 mm
büyüklüğünde urtikeryal papüller ve veziküller meydana
gelir. İnsan uyuzunda görülen sillon ve vezikül perle
ile ona uyan lokalizasyon görülmez ve lezyonlarda
simetri yoktur. birçok olguda göbek çevresi, koltuk
altı mutad yerleşme yeri olarak bildirilmişse de
belirtiler çok defa ense, boyun, önkol ve koldan
başlar, sonra diğer bölgelere geçer. Papüller şiddetli
bir kaşıntı neticesinde kanlı bir kabukla örtülürler.
Lezyonlar geçince yerlerinde mavi, siyah bir leke
kalır.
Tedavi;
akarlar deri içine girmedikleri için genel dermatit
tedavisi yapılmalı, hasta hayvandan
uzaklaştırılmalıdır.
ARPA UYUZU
Ülkemizde sık
rastlanılan bir uyuz şeklidir. Buğday, fasulye ve
mısır gibi hububatların tozlarında bulunan
”Pediculosis ventricosus” bu hastalığın etkenidir.
Hastalık bu hububat tozlarına temas eden kimselerde
görülür. Parazitlerin deriye bulaşmasından birkaç saat
sonra şiddetli bir kaşıntı başlar ve daha sonra
genellikle sırt, karın ve kolların iç yüzüne lokalize
olan eritematö papülöz veya veziküler lezyonlar ortaya
çıkar. Bu lezyonların kaşıntı ile ekskoriye
edilmesiyle küçük kurutlar görülebilir. Semptomlar 3-4
gün içinde şiddetlenir, sonra yavaş, yavaş iyileşmeye
başlar.
Ayırıcı tanıda;
uyuz , diğer böcek sokmaları ve pedilülozis
düşünülmelidir.
Tedavi;
başlangıçta hastayı tuzlu su ile yıkama yeterlidir.
Oluşan lezyonlar için kalaminli losyonlar
kullanılabilir. gerektiğinde topikal kortikosteroidler
ve oral antihistaminikler kullanılabilir.
PEDİKÜLOZİS (BİTLERLE
OLAN DERİ HASTALIKLARI)
Bitler, Anoplura
grubuna ait kan emici, zorunlu parazitlerdir. İnsanda
3 çeşit enfestasyon görülür.
-
Pedikülozis kapitis
(baş bitlenmesi)
-
Pedikülozis korporis
(gövde bitlenmesi)
-
Pedikülozis pubis
(kasık bitlenmesi)
Pedikülozis Kapitis
Etken pediculosis
humanus capitis’tir. 1-2 mm uzunluğunda, genellikle
bulunduğu saçın rengine uyum gösteren, gri-esmerimsi
renkteki bitin gövdesine yapışık olan 3 çift ayağı
vardır. En sık görülen bitlenme formudur. Çocuklarda
daha sık olmakla birlikte erişkinlerde de görülebilen
enfestasyon kadınlarda erkeklere oranla daha sıktır.
Hijyenik şartların iyi olmadığı ve toplu yaşanılan
yerlerde direkt veya tarak, şapka gibi eşyalarla
indirekt yollarla bitin kendisi veya yumurtası
bulaşabilmektedir. Daha çok oksipital bölgede ve kulak
arkasında yerleşir, nadiren sakal ve diğer kıllı
bölgeleri de etkileyebilir. Bir konakta ortalama 10-12
bit bulunur. Dişileri günde 4-5 yumurta yumurtlar.
Sirke adı verilen bu yumurtalar bir kitin tabakası ile
örtülüdür ve kılın gövdesine sıkıca yapışıktır. Bir
sirkeden bit oluşması için üç hafta geçmesi
gerekmektedir. Bitin ısırdığı yerden tükrüğünün deri
içine girmesi sonucunda konağın duyarlanmasıyla
kaşıntı oluşturduğu düşünülmektedir. Kaşıntılı
bölgelerde oluşan ekskoriasyonlarda impetigo veya
fronküloz gibi sekonder enfeksiyonlar, servikal
lenfadenopati veya ekzematöz değişiklikler
görülebilir. Ürtiker ve nadiren ateşe neden olabilir.
Tanı;
bitin veya sirkelerin görülmesi tanı için yeterlidir.
Biti bulmak her zaman kolay olmayabilir, fakat
sirkeler rahatlıkla görülür. Sirke yapışmış bir saç
mikroskopta incelenerek tanı doğrulanır.
Ayırıcı tanı;
saç artefaktları ve seboreik skuam ayırıcı tanıda
düşünülmelidir.
Tedavi;
diğer aile bireylerinin muayene edilmesi, bitin
öldürülmesi ve eşlik eden ekzematöz veya iltihabi
tablonun tedavisi önemlidir. Permethrin %1’lik saç
kremi kullanılabilir.
Pedikülozis Korporis
Etken, Pediculosis
humanus corporis’tir. 3-4 mm büyüklüğündedir ve kül
renginden kahverengine kadar değişik renklerde
olabilir. Erişkinlerde çocuklara oranla daha sık
görülmektedir. Hijyenin yeterli olmadığı, toplu yaşam
birimlerinde daha sık görülen bu bitlenme formunda
parazit, ekseriye elbiselerin dikiş ve kat yerlerinde
bulunur ve yumurtalarını bu bölgelere bırakır. Bit
yumurtaları giyilmeden çamaşırlarda 3 hafta kadar
yaşabilmektedir. Çamaşırlardaki bitler normal vücut
ısısında yumurtlar. Yumurtaların üzerinde kendilerini
çamaşırların liflerine yapıştıran bir madde vardır.
Konaktaki bit sayısı değişmekle birlikte 10 kadardır.
Bulaşma; aynı çamaşırların giyilmesi veya aynı yatakta
yatma ile olur. Bitin kan emmek amacıyla vücuda
geçerek ısırması sonucunda tükrüğünün deriye
geçmesiyle şiddetli kaşıntı meydana gelir ve ısırdığı
yerde tipik purpurik bir makül veya papül oluşur.
Papüllerin ortasına dikkatle bakıldığında ısırık yeri
görülebilir. Şiddetli kaşıntı nedeniyle çizgi şeklinde
ekskoriasyonlar oluşabilir. En çok sevdiği yerler
omuzlar, koltuk altı, bel ve kalçalardır ki buralar
çamaşırların vücuda sıkı temas ettiği bölgelerdir.
Uzun süren bitlenmelerde iltihabi olaylar gelişebilir,
kaşıntı yerlerinde skatrisler, deri kalınlaşması ve
pigmentasyon oluşabilir. Böyle hiperpigmente,
ekzematize, ekskoriye olmuş deriye serseri derisi
“Cutis Vagabond” adı verilir. Bunun interscapular
bölgeden boyuna doğru uzanması karakteristiktir.
Şiddetli bitlenme olgularında nadiren ateş, baş ağrısı
gibi genel belirtiler görülebilir. Ayrıca bitler
tifüs, recurrent fever’i bulaştırabilirler.
Tanı;
çamaşırların dikiş yerlerinde bitlerin veya
yumurtaların ve konağın gövdesinde ekskoriasyonların
görülmesi ile tanıya gidilir.
Ayırıcı tanı;
diğer insekt
sokmaları, scabies, pruritus düşünülmelidir.
Tedavi;
tedavide ilk basamak çamaşırları bitlerden
kurtarmaktır, bu amaçla tüm çamaşırlar ve çarşaflar
kaynatılmalı, kaynatılamayacak giysiler kızgın ütü ile
ütülenmelidir. Vücutta genellikle bit olmadığı için
kaşıntıya yönelik semptomatik antipuritik tedavi
vermek yeterlidir.
Pedikülozis Pubis
Etken Phtirius
pubis’tir 1 mm uzunluğunda yengeç gibi bir parazittir.
Sıklıkla cinsel temasla bulaşır ve genellikle cinsel
yolla bulaşan diğer hastalıklara eşlik eder. Nadiren
çamaşır, yatak gibi eşyalarla da indirekt bulaşma
olabilir. Pedikülozis pubis 15-19 yaşlarında
kadınlarda daha sık görülürken 20 yaşından sonra
erkeklerde daha sıktır. Vücut dışında birkaç günden
fazla yaşamayan bit en fazla mons veneris ve
çevresinde bulunursa da kontakt bulaşma ile göbek
etrafında, koltuk altında, kaş kirpikler ve genellikle
çocuklarda skalpın periferinde olmak üzere vücudun
diğer kıllı bölgelerinde de bulunabilir. Bir bit
yaşamı boyunca ortalama 40-50 yumurta yapar ve bu
yumurtalar kıla sıkıca yapışıktır. Bit kıl dibinde
oturur, rengi soluk bazen de şeffaf olduğu için
güçlükle görülebilir. Bitlerin ısırdığı yerlerde mavi
lekeler görülür. Bunlara “Maküla cerulea” veya “Taches
blue” denir. Kaşıntıya bağlı ekskoriasyonlar ve
sekonder bakteriyel enfeksiyonlar, lenfadenit,
sistemik ateş görülebilir.
Tanı;
pubik bölgede parazitin veya kıla yapışmış
yumurtalarının görülmesi ile tanı konur. Görülürse
mavi lekeler tanıya yardımcı olur.
Ayırıcı tanıda;
pyodermi, seboreik dermatit, seboreik blefarit,
psoriasis, pruritus vulva ve neurotik ekskoriasyonlar
düşünülmelidir.
Tedavi;
gövde kılları tıraş edilmelidir. Permethrin’in %1’lik
krem kullanılabilir ve bir hafta sonra tedavi
tekrarlanır. Kirpik veya kaşlarda parazit varsa bir
hafta süreyle günde iki kez vazelin sürüldükten sonra
mekanik olarak temizlenir. Seksüel partnerin de
muayenesi, tedavisi yapılmalı ve cinsel yolla
bulaşabilen diğer hastalıklar araştırılmalıdır.
PİRE ISIRMALARI
Kan emerek beslenen
insan piresi “Pulex irritans” duyarlı kişilerin
derisinde karakteristik bazı lezyonlara neden olur. Bu
lezyonlar genellikle sırt, boyun, yüz, el ve ayak
bileği ve gluteal bölgede lokalize olmakla birlikte
vücudun diğer bölgelerinde de görülebilen yuvarlak,
2-3 mm çapında kırmızı renkte, şiddetli kaşıntılı
urtikeryal makülopapüllerdir. Bu makülün tam ortasında
“purpura policosa” adı verilen bir purpura vardır.
Eğer konak duyarlı ise papül yerine büllöz lezyonlar
oluşabilir. Lezyon oluşumunu takip eden birkaç saat
içinde etrafındaki ödem ve kırmızılık kaybolur, ancak
ortasındaki purpura bir nokta gibi kalır.
Tedavi;
pireleri yok etmek ve lezyonlara mentollü sulu pudra
sürmek yeterlidir.
TAHTA KURUSU ISIRMALARI
Tahta kuruları “Cimex
lectularius” insanları çok rahatsız eden özellikle
duyarlı kimselere uykusuz geceler geçirten
hayvancıklardır, daha çok geceleri faaliyet
gösterirler. Tahta kurusunun ısırdığı yerde 1 cm
çapında, şiddetli kaşıntılı, eritemli, urtikeryal
plaklar oluşur. Aşırı duyarlı kişilerde ise plakların
ortasında vezikül veya hatta bül oluşabilir. Bu
lezyonlar en çok ense kol, boynu ve bacaklar gibi gece
örtülmeyen bölgelerde görülür.
Tedavi;
antipruritik losyonların topikal kullanılması ve tahta
kurusu ile mücadele yeterlidir.
KENELER
Keneler (Ixides
ricinus); ağaçlar, çalılar, köpekler veya koyunlarda
bulunan ve temas ile buralardan insanlara geçebilen
parazitlerdir. Lyme, tularemia gibi hastalıkların
insana bulaşmasında vektör olarak rol oynar. İnsan
derisine gelerek kan emen kene genellikle belirli bir
büyüklüğe ulaşana kadar (fasülye cesametine) herhangi
bir subjektif bulguya neden olmadığından çoğunlukla
tesadüfen görülür. Kenenin ısırdığı yerde hafif
kaşıntılı papüler, bazen kalıcı nodüler lezyonlar,
ısırdığı yere lokalize ağrılı ödem, ekimoz ve
ülserasyona neden olabilir. Kan emerken deri
bütünlüğünü bozar ve buralardan giren enfeksiyon
ajanlarına bağlı sekonder bakteriyel enfeksiyonlara
neden olabilir. Keneyi deride bulunduğu yerden
doğrudan ayırmak imkansızdır. Zorla kaldırıldıklarında
hortumları deride kalarak yabancı cisim gibi rol oynar
ve granüloma neden olabilir. Bu nedenle zeytinyağı,
gliserin vs. ile parazitin hava alması önlenerek
kenelerin ölmesi sağlanır.
Diğer insektlerin ve
hayvanların sokması ile olan hastalıklar
Çeşitli arı cinsleri,
karıncalar, örümcekler, sivrisinekler ve kırkayakların
sokması, tırtıllar ve deniz analarının teması ile
şiddetli kaşınan, iltihabi, ödemli, ürtiker plakları
oluşabilir. Nadiren toksik semptomlarda görülebilir.
Akrep ve yılan
ısırmalarında genel olarak ilk bulgular ısırma yerinde
aniden oluşan, şiddetli ödem ve ağrıdır. Daha sonra
ısırık yerinde nekroz oluşur. Ödem ilerlerken hastada
uyuşukluk veya hipereksitabilite, susuzluk, şiddetli
karın ağrıları, diyare, bulantı, kusma, taşikardi,
tansiyon düşmesi, terleme, hatta iç organ kanamaları
görülebilir.
Tedavi;
akrep ve yılan sokmaları dışında lokal olarak ıslak
pansumanlar ve çalkalama losyonlarla tedavi
yeterlidir. Gerektiğinde antihistaminik, adrenalin ve
kortikosteroidler kullanılabilir.
Yılan
ısırmalarında:
-
Lezyonun
proksimaline bir turnike uygulanmalı, 15-20 dakikada
bir gevşetilerek zehrin vücuda hızlı yayılması
engellenmelidir.
-
Yılan antiserumu
enjekte edilmelidir.
-
Mutlak istirahat
sağlanmalıdır.
-
Azami dozda
antihistaminik ve kortikosteroidler uygulanmalıdır.
-
Hemolitik belirtiler
varsa kan transfüzyonu yapılmalıdır.
MİYAZİS (DERİ
KURTLANMASI)
Değişik türde
sineklerin yumurtalarının deri içine veya üzerine
bırakması sonucunda gelişir. Dekubitus ülseri, bacak
ülseri gibi açık yaralara bırakılan yumurtalar
larvalara dönüşür. Kurtçuklar lezyonun lokalizasyonuna
ve sineğin türüne bağlı olarak değişkenlik gösteren
inflamasyona neden olurlar.
Tedavi;
larvaların temizlenip
sekonder enfeksiyonun önlenmesine yöneliktir.
|