Internet Store and Ecommerce Solution Provider - Free Web Site - Free Web Space and Site Hosting - Web Hosting - High Speed Internet
Search the Web

 

   
 

 

   

 

VİRAL İNFEKSİYONLAR

 Prof.Dr. Hamdi R. MEMİŞOĞLU

 

Virüsler zorunlu hücre içi parazitleri olup genellikle bakterilerden daha küçüktürler ve DNA  veya RNA içerirler.   

Virüsler deriyi enfekte ettiğinde

1.      Veziküler-püstüler lezyonlar

2.      Benign tümöral lezyonlar (papüller)

3.      Akut ekzantem gibi üç klinik tablo ile kendilerini gösterirler.

 

Deride  hastalık yapabilen çok sayıdaki virüslerin ençok görülenleri şunlardır;

A)    Herpes virüsleri

HSV (Herpes simpleks virüsü); herpes simpleksin etkenidir.

VZV (Varicella zoster virüsü); zona ve varisellanın etkenidir.

B)    Pox virüsler; molluskum kontagiozumun etkenidir.

C)    Human papilloma virüsü; verrukaların etkenidir.

D)    Retrovirüsler; AIDS etkenidir.

E)  Coxackievirüs; el-ayak-ağız hastalığı  ve herpangina’nın etkenidir.

F)  Paramyxovirüsler; kızamık, kızamıkçık etkenidir.

H)  Parapoxvirüsler;milker’s nodülü ve orf’un etkenidir.

 

Viral enfeksiyonun özellikleri

1.      Genellikle insandan insana geçer.

2.      Etken ancak elektron mikroskobunda görülebilir.

3.      Doku kültürlerinde üretilebilir.

4.      Kendilerine özgü serolojileri vardır.

5.      Enfekte dokuda inklüzyon cisimcikleri gözlenir.

6.      Büyük çoğunluğu DNA virüsleridir.  

Tanı yöntemleri; virütik hastalıkların tanısı bakteriyel ve fungal hastalıklardaki kadar basit değildir. Elektron mikroskobu, kültür, smearlar, PCR, direkt floresan antikor testleri ve serolojik testler gibi muayene yöntemleri ile klinik görünümle birlikte değerlendirilerek tanıya gidilebilir.  

HERPES SİMPLEKS

Etkeni herpes virus hominis olan ve çok sık görülen veziküllü bir hastalıktır. Çocukluktan başlayarak her yaşta oluşabilir.

HSV’un 2 tipi vardır.

Tip 1; herpes simpleksin etkenidir.

Tip 2; herpes genitalisin etkenidir

Herpes virüs, genellikle çocukluk çağında geçirilen ilk enfeksiyon olan ağır seyirli gingivostomatit olarak gözlenen tablodan sonra vücutta latent olarak bulunur ve uygun koşullar oluşunca hastalık yapabilir. Hastalarda antikor vardır fakat immünite oluşmamıştır.

Herpes; en çok yüz, ağız-dudak çevresi ve genital bölgede görülür; göz, kulak, farinks ve meninksleri de tutabilir. Dermatrop veya nörotrop özellik gösterebilir. Herpesin çıkacağı yerde önce yanma, batma, kaşıntı olur; bir iki günde eritemli bir alanda önce papül sonra ufak yuvarlak ve saydam veziküller belirir. Birkaç günde bu veziküller patlar ve krut oluşur; sonra krut da ortalama 7-10 günde düşer ve yerinde hafif bir hipo-hiperpigmentasyon kalabilir.

Bu klasik formun dışında herpesin sadece nevraljik ağrı yapan veya eritem ve papülden oluşan hafif formları, ayrıca büyük veziküllü ve hemorajik şekilleri de vardır. Herpes, çok defa aynı yerde belli zamanlarda yeniden çıkar. Tekrarlayan herpese herpes residivant denir. Sistemik enfeksiyon hastalıkları, güneş, menstruasyon, stres, aşılar  ve fokal enfeksiyonlar nükslere neden olabilir.

Genital herpes: 1980’lerde başlayan AIDS’ten önce en çok korkulan cinsel yolla bulaşan hastalıklardandı. Özellikle cinsel özgürlüğün fazla olduğu toplumlarda bilhassa risk gruplarında sık görülmektedir. Herpes genitalis lezyonları kısa sürede erode olup, yerinde 7-15 gün süreli herpes şankrı adı verilen ülserlere neden olur ve kişinin sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkiler.

Genital herpesin komplikasyonları

  • Herpes genitalisin oluşturduğu erozyon cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklar için virüs giriş kapısı olabilir.
  • Herpes simpleks virüsü tip 2 duyarlı olgularda servikse yerleşerek serviks Ca’ya neden olabilmektedir.
  • Erkek olsun kadın olsun bir insanın genital bölgesinde sık sık tekrarlayan bir ülserasyonun oluşu insanları sosyal ve psikolojik açıdan oldukça kötü etkiler.

Tanı; tzanck smear (multinükleer dev hücreler görülür), PCR, kültür, direkt floresan antikor, serolojik inceleme ile konulur.

Ayırıcı tanıda; zona, impetigo, varisella, veziküler ekzema ve sifiliz düşünülmelidir.

Tedavi; amaç mevcut atağın süresini kısaltmak ve nüksleri önlemektir. Sistemik tedavide asiklovir, valasiklovir (500 mgr tab) ve famsiklovir (250 mgr tab) kullanılabilir. Asiklovirin; %3’lük göz pomadı, %5’lik deri pomadı, 200-400-800 mg tablet ve 200 mg’lık enjektabl formları vardır. Kremler günde 6 kez uygulanırken, tablet formu günde 5 kez olacak şekilde toplam 1 gr/gün dozunda 5 gün süre ile kullanılır.

Sık tekrarlayan herpes enfeksiyonlarında asiklovir profilaktik amaçla 400-600 mgr/gün dozunda 5-6 ay süre ile kullanılabilir. Semptomatik tedavide ıslak pansumanlar veya kurutucu solüsyonlar kullanılır.  

VARİSELLA

Herpes virüsleri grubundan varisella-zoster virüs ile oluşan 2-10 yaş arası çocuklarda epidemiler yapan ve bazen fark edilmeden iyileşen bağışıklık bırakan bir hastalıktır. Varisella (suçiçeği) varisella zoster virüsünün ilk enfeksiyonu, zona ise latent enfeksiyonun yeniden aktive şekli olarak kabul edilir. Varisellada inkübasyon 9-23 gündür ve deride önce bir eritem sonra papüller belirir, bunlar derhal gergin vezikül ve sonra da kırmızı halo ile çevreli püstüle dönüşürler. Birkaç gün içinde 3-4 atak ile yeni belirtiler çıkar ve sonra sönerek iyileşirler. Varisella’da lezyonlar en çok gövde, yüz, sırt ve saçlı deriyi tutar, merkezden çevreye yayılır. Oral mukozanında tutulduğu hastalıkta  lezyonlarda polimorfizm tipiktir ve ayrıcı tanıda önemli bulgudur. Genellikle selim seyreder, kaşıntı olabilir, bazen yüksek ateş ve %0.1 olguda ensefalit görülebilir. Bulaşma solunum yolu ile olup bütün lezyonlar krut haline gelinceye kadar bulaşıcılık devam etmektedir.

Tedavi; semptomatiktir. Topikal antipruritik ajanlar (sulu pudra), püstüler lezyonlarda kurutucu boyalar kullanılır. İmmünsupresif hastalarda sistemik asiklovir kullanılabilir.  

ZONA (HERPES ZOSTER)

Etkeni herpes virüsleri grubundan varisella zoster virüsü olan, tek taraflı lokalizasyon gösteren, iltihabi, vezikülobüllöz lezyonlarla karakterize, çok ağrılı bir hastalıktır ve i

mmünite bırakarak iyileşir. Zona bir nöro-gangiomiyelittir.

Her yaşta görülürse de ileri yaşlarda daha sıktır. Yaşlılarda, hastalık geçtikten sonra da uzun süre postzonal ağrılar devam edebilir, her olguda bölgesel lenfadenopati vardır.Genellikle çok kısa bir inkübasyon döneminden sonra, lezyonun çıkacağı bölgede önce ağrı daha sonra ağrılı eritemli bir plak belirir, bir iki gün içinde bu eritemli lezyon üzerinde irili ufaklı saydam, gergin veziküller oluşur. Bazen daha iri ve hemorajik büller de görülebilir (hemorajik zona). 3-4 günde veziküller bulanır ve pürülan bir görünüm alır, daha sonra kuruyup kabuklanır. Zona 15-20 günde geçer fakat zeminin kırmızılığı uzun süre devam edebilir.

Alkoliklerde, lösemililerde ve diğer immunsüressif durumlarda  generalize  ve gangrenöz zonalar gelişebilmektedir. Nadiren hastada zona ve varisella bir arada da görülebilir. Zona yerleşim yerine göre interkostal, oftalmik, iskiadik, brakial, fasiyal, servikal gibi adlar alır. Ender olarak zonadan sonra ansefalite rastlanmakta, şiddetli şekillerde geçtikten sonra sikatris bırakabilmektedir. Radyoterapi, kemoterapi ve travmalar zonanın oluşumunu kolaylaştırabilir.

Ayırıcı tanı; zonayı herpes simpleksten, varisella ve varioladan ayırmak gerekir. İlk kez oluşu, ağrısı, bölgesel adenopatisi ve yerleşme şekli ile tanı kolaydır.

Tanı; tzanck smear (multinükleer dev hücreler görülür), PCR, kültür, direkt floresan antikor inceleme ile konulur.

Tedavi; ağrı için analjezik ve trankilizan ilaçlar verilebilir. Temel tedaviyi 2-4 gr/gün  asiklovir, valasiklovir 1000 mgrX3/gün veya famsiklovir 250 mgrX3/gün  dozunda 5-7 gün oluşturur. Antipruritik etkili susuz patlar kullanılabilir. Yaşlı hastalarda postzonal ağrı gelişimini azaltmak için kontrendikasyon yok ise depo steroidler intramusküler veya intralezyonel olarak uygulanabilir.  

MOLLUSKUM KONTAGİOZUM

Poxvirüsler tarafından oluşturulan otoinokülabl ve bulaşıcı küçük tümöral oluşumlar yapan bir hastalıktır. Her iki cinste, daha çok çocuk ve gençler de görülür .

Molluskum kontagiozumda elemanter lezyon inci gibi parlayan hemisferik birkaç mm den birkaç cm ye kadar ulaşabilen büyüklükte bir papüldür, bir iki günde ortaları göbeklenir. Beyaz-sarımtırak olan bu papüler lezyonları sıkınca göbek noktasından beyaz bir madde çıkar ki bunlar inklüzyon cisimcikleridir. Belirtiler daha çok gövde, genital organlar, yüz ve kollarda, tek tek veya grup halinde yer alırlar, ender olarak enfekte olabilirler. Sayıları ortalama ve birkaç taneden yüzlerceye kadar varabilir, çok irilerine rastlanabilir.

Histopatolojik olarak molluskum kontagiozumda; epidermiste, dermis içine doğru ilerleyen keskin sınırlı ve armut şeklinde multipl lobüller görülür. Bu bölgedeki epidermis hücreleri bazal tabakadan yukarıya doğru, içlerine girmiş olan inklüzyon cisimcikleri tarafından dejenere edilirler ve yukarı doğru çıkan dejenere hücreler deskuame olarak bir kavite yaparlar. İnklüzyon cisimciklerinin doldurduğu ve büyük hale soktuğu bu hücrelere “molluscoid body”ler denir.

Ayırıcı tanı; dikkatle bakılırsa başka hastalıklarla karışmaz ve tanı kolaydır.

Tedavi; lezyonlar antiseptik solüsyonlarla temizlendikten sonra bir pensle sıkılıp molluscoid bodylerin boşaltılması ve lezyonun tekrar bir antiseptik solüsyonla silinmesi yeterlidir. Tüm lezyonlar aynı anda tedavi edilmelidir. Tedavide kriyoterapi, elektrokoterizasyon ve kimyasal koterizasyon gibi yöntemlerde kullanılabilir. Cinsel ilişki ile de bulaşabilen bir hastalık olduğu unutulmamalı cinsel partnerler de kontrol ve tedavi edilmelidir.

VERRUKALAR

Derinin ve mukozaların bulaşıcı bir hastalığıdır. Etkenin DNA virüslerinden human popilloma virüsü (HPV) olduğu derinin epidermik küçük selim tümörleridir. Verruka vulgaris, verruka plana, verruka plantaris ve verruka veneralis tipleri vardır. Çocuklarda ve gençlerde her cins ve her ırkta rastlanır.

Verruka vulgaris: Etken genellikle HPV tip 1, 2, 4, 7 ‘dir. Özellikle el sırtında, parmaklarda, bileklerde, tırnak altı ve ağız mukozasında yer alırlar. Birkaç mm yüksekliğinde deri renginde veya esmerimsi, üzeri kabuklu veya villuslu sert oluşumlardır. İlk büyük (anaç) lezyonun çevresinde çok sayıda ufakları belirir: bazen tırnak çevresinde (periungual) ard arda sıralanırlar. Otoinokülasyon gösterirler. Özellikle yüz, göz kapağı ve boyun bölgesinde olduğunda ince, yumuşak ve uzunca buket şeklinde görülür (filiform).

Histopatolojik olarak hiperkeratoz, akantoz ve papillomatöz vardır. Papilla alt uçları bir merkeze uzanır gibidir ve üst stratum malpighi ve granulozumdaki büyük vakuollü hücreler olayın virütik olduğunu anlatır.

Verruka plantaris: Etken genellikle HPV tip 1, 2 ‘dir Ayak tabanının en çok travmaya uğrayan bölgelerinde yuvarlak, sıvriliği derine gelen koni şeklinde üzeri hiperkeratozik oluşumlardır ve şiddetli ağrılıdırlar. Kallusla karıştırılabilir.

Verruka plana: Etken genellikle HPV tip 3, 10‘dir. Çocuklarda ve gençlerde özellikle yüzde, el sırtında yerleşir. Normal deri renginde veya pembe, kaşıntı v.s. yapmayan deriden fazla kabarıklık göstermeyen küçük papüler oluşumlardır. Bunlar birleşerek plaklar yaparlar ve çizgiler boyu yerleşebilirler; sayıları az veya çok sayıda olabilir.  Hastalığa diğer verrü tipleri eşlik edebilir.

Verruka veneralis: Etken genellikle HPV tip 6, 11‘dir. Anal ve genital bölgede yer alan, bulaşıcı otoinokülabl papillomatöz bir gelişim gösteren, büyük oranda cinsel ilişki ile oluşan bir hastalıktır. Önce küçük papüller ile başlar giderek çoğalır, üzeri çok sayıda filiform uzantılarla dolar ve horoz ibiği görünümü meydana gelir. Penis, skrotum, vulva, vagina, kollum ve anüste olur, anüs ve çevresinde olan formu kondiloma akuminata olarak adlandırılır, kondilom masere olunca kötü bir koku yapar. Kondiloma latadan ayırmak gerekir (seroloji, spiroketlerin görülmesi, anamnez ve klinik görünüm ayırt edicidir). Her iki hastalık aynı belirtide birlikte olabilir veya biri diğeri için giriş kapısı görevi yapabilir.

Tedavi; hastalığın tedavisinde lezyonun şekli, yerleşim yeri ve yoğunluğu göz önüne alınarak elektrokoterizasyon, kriyoterapi, kimyasal koterizasyon, lazer, cerrahi gibi yöntemler uygulanabilir.

EPİDERMODİSPLAZİA VERRUSİFORMİS

Nadir görülen otozomal resesif geçiş gösteren herediter bir hastalık olup yaygın HPV enfeksiyonu ve kutanöz skuamöz hücreli karsinoma ile karekterizedir. Etken genellikle HPV tip 5, 8, 9, 12, 14, 15, 17, 19 ‘ dır. Bu sendromun pathogenezi tam olarak bilinmemekte ancak hücresel immunitedeki anomaliye bağlı alabileceği düşünülmektedir. Özellikle el sırtı, ekstremiteler ve yüzde yerleşim gösteren verruka plana benzeri papüler lezyonlarla karakterizedir. Bu lezyonlarda, özellikle güneş gören yerlerde yerleşim gösterenlerde skuamöz hücreli kanser gelişebilir.

Tedavi; güneşten koruyucular kullanılmalı ve mevcut lezyonlara elektrokoterizasyon, kriyoterapi, kimyasal koterizasyon, lazer, cerrahi gibi yöntemler uygulanmalıdır.

 

 
 

Bu site en iyi 1024x768 piksel çözünürlük, IE 5+ tarayıcı ve yüksek renkte izlenir

Tasarım drblood ©2004